Ana içeriğe geç

Melanom Dışı Deri Kanserleri

Bazal hücreli ve skuamöz hücreli karsinom başta olmak üzere melanom dışı deri kanserleri.

Bu grubun en önemli iki hastalığı bazal hücreli karsinom ve skuamöz hücreli karsinomdur. Her iki tümörün gelişiminde de en önemli risk faktörü, yıllar boyunca güneşin ultraviyole (UV) ışınlarına maruz kalmaktır. Diğer bir deyişle, kısa süreli ve güneş yanığı oluşturan yüksek doz maruziyetin aksine, yıllar içinde biriken güneş hasarının sonucu gelişirler. Açık tenli kişilerde, ileri yaşta, açık havada çalışanlarda, yoğun güneş hasarı bulunanlarda ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde görülme sıklığı daha fazladır.

Melanom dışı deri kanserleri genellikle iyileşmeyen yara, kabuklanma, kanama, giderek büyüyen kabarıklık veya uzun süre geçmeyen bir lezyon şeklinde ortaya çıkar. Erken tanı konulduğunda büyük çoğunluğu tamamen tedavi edilebilir. Bu nedenle ciltte uzun süredir devam eden veya görünümünde değişiklik olan lezyonların dermatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi önem taşır.

Bazal hücreli karsinom, en sık görülen deri kanseridir. Yavaş büyüme eğilimindedir ve diğer deri kanserlerine göre daha iyi seyirlidir. Uzak organlara yayılması son derece nadir olmakla birlikte, tedavi edilmediğinde bulunduğu bölgede ilerleyerek çevre dokularda önemli hasara neden olabilir. En sık yüz, burun, göz çevresi, kulaklar, saçlı deri ve boyun gibi güneşe en fazla maruz kalan bölgelerde görülür. Hastalar çoğunlukla iyileşmeyen küçük bir yara, zaman zaman kanayan parlak veya inci görünümünde bir kabarıklık, ortası çökük pembe bir lezyon ya da tekrarlayan kabuklanma gösteren bir yara fark ederler. Tanıda dermatolojik muayene ile birlikte dermoskopik inceleme önemli yer tutar; kesin tanı histopatolojik inceleme ile konur. Tedavide temel amaç tümörün tamamen ortadan kaldırılmasıdır; en sık uygulanan yöntem cerrahi olarak çıkarılmasıdır.

Skuamöz hücreli karsinom, melanom dışı deri kanserleri arasında ikinci sıklıkta görülen tümördür. Bazal hücreli karsinoma göre daha hızlı büyüme eğilimindedir ve bazı hastalarda lenf bezlerine veya diğer organlara yayılabilme potansiyeline sahiptir; bu nedenle erken tanı ve tedavi büyük önem taşır. Uzun süreli güneş maruziyeti en önemli risk faktörü olmakla birlikte; aktinik keratozlar, kronik yaralar, yanık izleri, bağışıklığı baskılayan hastalık veya ilaçlar ve bazı HPV enfeksiyonları da riski artırabilir. En sık yüz, dudak, kulak, saçlı deri, boyun ve el sırtlarında görülür. Tedavinin temelini tümörün cerrahi olarak tamamen çıkarılması oluşturur; bazı hastalarda radyoterapi, ileri evre olgularda immünoterapi veya diğer sistemik tedaviler gerekebilir.

Bazal hücreli ve skuamöz hücreli karsinomların dışında, deride daha seyrek görülen başka kötü huylu tümörler de bulunur. Merkel hücreli karsinom, dermatofibrosarkoma protuberans, sebase karsinom, deri eklerinden gelişen bazı tümörler ve primer kutanöz lenfomalar bunlardan bazılarıdır. Bu tümörler daha nadir görülmekle birlikte, erken tanı ve uygun tedavi açısından dermatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmeleri önemlidir.